ABD Menşeili Bazı Ürünlerin İthalatında Ek Mali Yükümlülük Uygulamasına Dair

ABD Menşeili Bazı Ürünlerin İthalatında Ek Mali Yükümlülük Uygulamasına Dair

ABD Menşeili Bazı Ürünlerin İthalatında Ek Mali Yükümlülük Uygulamasına Dair

Amerika Birleşik Devletleri Menşeili Bazı Ürünlerin İthalatında Ek Mali Yükümlülük Uygulamasına Dair 2018/11973  sayılı  Karar ve Kesilen Cezalar Hakkında Makale

Bilindiği üzere Amerika Birleşik Devletleri Menşeili Bazı Ürünlerin İthalatında Ek Mali Yükümlülük Uygulamasına Dair 2018/11973  sayılı  Karar, 30459 sayılı Resmi Gazeteyle 25.06.2018 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

İlgili karar açıkça Türk ihracatçısının ve ülkemizin çıkarları doğrultusunda çıkartılmıştır. Bu makalenin amacı kesinlikle ilgili kararı eleştirmek değildir.

Bu makalenin amacı 2018 yılında çıkarılan bu kararın 2020 yılında nasıl ve ne şekilde mağduriyetler yarattığını incelemek ve sorunları tespit etmektir.

Öncelikle İlgili ek mali yükümlülük kararını ve sonrasında gelişen olayları inceleyerek başlayalım;

İlgili kararı herhangi bir ticaret politikası önlemi mevzuatı kapsamında çıkartılmamış olup doğrudan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile belirli tarife pozisyon ve alt pozisyonlarına getirilen bir tarife önlemidir.

Dolayısı ile ilgili karar kapsamında o dönem bir menşe ibrazı zorunluluğu yoktu ve hem gümrük idareleri hem de mükellefler buna göre hareket etti.

Örnek vermek gerekirse;

Bir firma Çin’den ithal ettiği 2018/11973  sayılı  Karar kapsamı bir eşyanın Amerika menşeli olmadığını kanıtlamak için menşe şahadetnamesi ibraz etmiyordu. İlgili muayene memuru da 4458 sayılı kanunun 65. Maddesine istinaden bir şüphe durumu oluşmadıkça menşe şahadetnamesi istemiyordu.

Ancak 24.05.2019 tarihinde Gümrük Yönetmeliğinin 38. Maddesinde yeniden düzenleme yapılarak 1 no’lu fıkraya Ek Mali Yükümlülük ve İlave Gümrük Vergisi ilave edilmiştir.

Yani 24.05.2019 itibari ile her hangi bir beyanname kapsamı ürün için menşe bazlı bir ek mali yükümlülük var ise ürünün o ülke menşeli olmadığını kanıtlamak için menşe belgesi ibrazı zorunlu hale geldi.

Dolayısı ile hem mükellefler hem de gümrük idareleri 24.05.2019 tarihi itibari ile bu karara göre hareket etmeye başladılar.

01.04.2020 tarihinde 31086 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan bir yönetmelik değişikliği oldu ve o dönem çok da önem verilmeyen geçici 16. Madde eklendi;

GEÇİCİ MADDE 16 – (1) Bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce yapılan ithalatlarda menşe esaslı ticaret politikası önlemleri, ilave gümrük vergisi veya ek mali yükümlülük gibi diğer mali yükümlülüklere tabi olan eşya için beyannamenin tescil tarihinden itibaren altı aylık süre ve varsa ek süre içinde usulüne uygun olarak düzenlenmiş menşe şahadetnamesinin ibraz edildiği durumlar ile ilgili olarak 38 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkrası hükümlerine göre işlem yapılır.

Geçici 16. Madde de bu tarihten önce yapılan beyannamelerdeki ek mali yükümlülüğe tabi eşyalara atıfta bulunuyordu. Menşe şahadetnamesi ibraz edilmemiş beyanname var ise 6 ay içinde ibraz edilmesi hüküm edilmişti.

Ek mali yükümlülük için menşe ibraz zorunluluğu 24.05.2019 itibari ile getirilmişti ve o tarihten itibaren mükellefler menşelerini ibraz etmeye başlamıştı. Zaten aksi olsa Gümrük İdareleri beyannameleri kapatmaz ve takibe alırdı. Hiç kimse 24.05.2019 öncesi için de menşe istenebileceğini düşünmemişti.

Ancak nasıl olduysa 2020 Temmuz ayından itibaren 2018/11973 sayılı Karar kapsamı eşyalara ait 25.06.2018 -24.05.2019 tarihleri arasında tescil edilen beyannamelere ceza ve ek tahakkuk uygulanmaya başlandı.

Derneklerin itirazı ve firmaların hukuk yoluna başvurması neticelerinde 20 Ekim 2020 31280 sayılı resmi gazetede Gümrük Yönetmeliği Geçici 16. Madde’ye bir 6 aylık süre daha eklendi. Bu durum her ne kadar mükellef lehine de olsa ne kadar doğru bir karar olduğunu da ayrıca inceleyeceğiz.

ATR ile Gümrük Birliği’nden gelen, Tedarikçi beyanı ve uzun dönem tedarikçi beyanı verilen veya karar tarihinden önce yola çıkan eşyalara da işlem uygulanması ayrıca dikkatleri çeken bir konu.

Bu konulara da kısaca değinmekle beraber İlgili ceza ve ek tahakkuk kararlarının genel geçer mevzuatından çok sapmamaya çalışacağız.

  • Geçmişe Yürümezlik İlkesi

Ek tahakkuk ve ceza kararına konu beyannameler için gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihte eşyanın menşeinin ibrazının zorunlu olduğuna ilişkin gerek Gümrük Yönetmeliğinde gerekse 2018/11973 sayılı Kararda bir hüküm bulunmamaktadır.

İlgili beyannameler için gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihte menşe ibrazının zorunlu olduğu durumlar Gümrük Yönetmeliğinin 38. Maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiş bulunmaktadır. İlgili maddenin beyannamelerin işlem gördüğü tarihte yürürlükteki şekli aşağıdaki gibidir;

“MADDE 38 - (1) 205 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla menşe esaslı ticaret politikası önlemlerine tabi eşyanın serbest dolaşıma girişinde önlemin uygulanmaması için eşyanın önlem uygulanan ülke menşeli olmadığını veya başka bir ülkede gördüğü değişiklik ve işlemler dolayısıyla o ülke menşeli sayılmaması gerektiğini tevsik etmek üzere menşe ülkenin veya ihracatçı ülkenin yetkili makamlarınca düzenlenmiş olan menşe şahadetnamesi ibraz edilir.”

Yukarıdaki madde de görüldüğü üzere sadece ticaret politikası önlemlerine tabi eşyanın serbest dolaşıma girişinde menşe şahadetnamesi ile ispat edilmesi hükme bağlanmıştır.
Gümrük Yönetmeliğinde tanımların bulunduğu 3.üncü Maddenin (n) fıkrasında ticaret politikası önlemleri şu şekilde açıklanmıştır;
“3-n)Ticaret politikası önlemleri: Gözetim, korunma, önlemleri, miktar kısıtlamaları ve ithalat veya ihracat yasaklamaları gibi eşyanın ithal ve ihracı ile ilgili hükümlerle belirlenmiş tarife dışı önlemleri,
İfade eder.”

Ayrıca 95/7606 sayılı İthalat Rejimi Kararı’nın 4. Maddesinde Ticaret Politikası Önlemleri şu şekilde açıklanmıştır;
Madde 4- Ticaret politikası önlemleri; İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Mevzuat, İthalatta Korunma Önlemleri Hakkında Mevzuat, İthalatta Kota ve Tarife Kontenjanı İdaresi Hakkında Mevzuat, İthalatta Gözetim Uygulanması Hakkında Mevzuat, Belirli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Mevzuat, İkili Anlaşmalar ve Protokoller veya Diğer Düzenlemeler Kapsamı Dışında Belirli Ülkeler Menşeli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Mevzuat, Türkiye'nin Ticari Haklarının Korunması Hakkında Mevzuat ve Çin Halk Cumhuriyeti Menşeli Malların İthalatında Korunma Önlemleri Hakkında Mevzuat hükümleri çerçevesinde yürütülür.
Diğer yandan menşe şahadetnamesi ibrazına yönelik 05.04.2003 tarihli 3 seri nolu Gümrük Genel Tebliği (Serbest Dolaşıma Giriş)ile bir düzenleme yapılmış olup, bu Tebliğde ek mali yükümlülük ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır.
Söz konusu tebliğin 2. Maddesi bu konuyu düzenlemekte olup aşağıdaki şekildedir;
“MADDE 2- Serbest dolaşıma girişte dampinge karşı vergi, telafi edici vergi, gözetim ve miktar kısıtlaması (kota) şeklinde ticaret politikası önlemlerine tabi eşyanın tercihsiz menşei Gümrük Yönetmeliğinin 6 no'lu ekinde yer alan örneğe uygun "Menşe Şahadetnamesi" ile ispat olunur. Menşe şahadetnamesi, ticaret politikası önlemlerine tabi eşyanın serbest dolaşıma girişinde gümrük beyannamesinin düzenlendiği ortama (manuel/elektronik) bağlı olarak beyannamenin tescili veya kabulü sırasında gümrük idaresince aranır.”

Yukardaki tanımlarda da görüleceği üzere “Ticaret politikası önlemleri” olarak zikredilen önlemler içinde Ek Mali Yükümlülük bulunmamakta olup; ayrıca bir tarife önlemi olarak uygulanan ek mali yükümlülüğün tarife dışı önlemleri kapsayan ticaret politikası önlemleri içinde yer alması da mümkün değildir.

Gümrük idaresince gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten sonraki tarihlerde değişen Yönetmelik hükümlerini dikkate alarak ek tahakkuk ve ceza kararı düzenlemesi hem Gümrük Kanununun 61/2.inci hem de 4926 sayılı Kabahatler Kanununun(5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 7. Maddeye atıf) 5.inci maddesi hükümlerine aykırıdır.

Gümrük idaresi sonradan yürürlüğe giren Gümrük Yönetmeliğinin değişik 38.inci maddesini esas almak suretiyle menşe belgesi ibraz edilmediği gerekçesiyle yani eşyamızın ABD menşeli olduğuna ilişkin hiç bir inceleme, tespit, maddi delil ve araştırma yapılmaksızın sadece sonradan yapılan düzenlemeleri emsal almak suretiyle ceza kararı düzenlemesi Kabahatler Kanunun 5.inci maddesi delaletiyle Türk Ceza Kanununun 7.inci maddesine açık olarak aykırılık oluşturmaktadır. Sonran düzenlenen mevzuat hükmüne göre ceza uygulanması bu konudaki yasa hükmünü hiçe sayarak keyfi olarak ceza uygulanması aynı zamanda bir Anayasa ihlali hükmündedir.

  • Anayasa 38. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 190. madde

Söz konusu ek mali yükümlülük karar eki ABD menşeli eşyalara uygulanmaktadır. Oysaki ek tahakkuk ve cezaya konu edilen beyannamelerin kalemlerini oluşturan eşyalar ABD menşeli değildir; dolayısıyla da Ek Mali Yükümlülüğe tabi değildir. Anayasa Mahkemesi 27 Haziran 2018 tarihli ve 30461 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 17.05.2018 tarih ve 2015/19616 sayılı kararla idari cezalarda da masumiyet karinesine göre hareket edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Dolayısı ile burada ispat yükümkümlülüğü HMK 190. Maddeye istinaden gümrük idaresindedir. Ve ispat edilemeyen bir kabahate ceza kesilemez.

  • Gümrük Birliği

GÜMRÜK BİRLİĞİ VE AB İLE 1/95 SAYILI ORTAKLIK KONSEYİ KARARI:
1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın İçeriği
Kapsadığı alanlar ve içerdiği hükümler itibariyle Türkiye ile AB arasında klasik anlamdaki gümrük birliğinin ötesinde bir entegrasyon süreci başlatan Gümrük Birliği Kararı'nın öngördüğü hukuki ve kurumsal düzenlemeler, dünya ticaretinde GATT kuralları bazında gelişen yeni koşullar ve AB’nin 1992 yılında hayata geçirdiği Tek Pazar uygulamaları çerçevesinde, Topluluğun Ortak Ticaret ve Ortak Rekabet Politikalarına uyumu da kapsamaktadır.
Bu çerçevede Gümrük Birliği Kararı;

  • Gümrük vergilerinin, miktar kısıtlamalarının ve eş etkili vergi ve tedbirlerin kaldırılması,

-AB ARASINDA GÜMRÜK BİRLİĞİNİ TESİS EDEN 1/95 SAYILI ORTAKLIK KONSEYİ KARARI

I. KISIM
MALLARIN SERBEST DOLAŞIMI VE TİCARET POLİTİKASI
 Madde 2
Bu Kısmın hükümleri, Ortaklık Anlaşması'nın 11. Maddesinde tanımlanan tarım ürünleri dışındaki ürünlere uygulanacaktır. Tarım ürünleriyle ilgili özel hükümler bu Kararın II. Kısmında belirtilmektedir.
 Madde 3 
1. Bu Kısmın hükümleri;
- Toplulukta veya Türkiye'de serbest dolaşımda bulunan üçüncü ülke çıkışlı ürünlerin tamamen veya kısmen kullanılmasıyla elde edilen veya üretilen mallar dahil olmak üzere, Toplulukta veya Türkiye'de üretilen mallara;
- Toplulukta veya Türkiye'de serbest dolaşımda bulunan üçüncü ülkeler çıkışlı mallara uygulanacaktır.
2. Türkiye veya Topluluk'ta ithal işlemleri tamamlanmış, gerekli gümrük vergisi veya eş etkili vergi veya resimleri tahsil edilmiş ve bu vergi veya resimleri tam veya kısmi bir iadeden yararlanmamış olan üçüncü ülkeler çıkışlı mallar, Türkiye'de veya Toplulukta serbest dolaşım durumunda sayılır.
3. Gümrük birliğinin gümrük alanı;
- Topluluk Gümrük Kodu'nu oluşturan (EEC) 2913/92 işaretli ve 12 Ekim 1992 tarihli Konsey Yönetmeliğinin 3. Maddesinde tanımlanan Topluluk gümrük alanını ve
- Türkiye gümrük alanını kapsayacaktır.
4. Bu Kısmın hükümleri, Toplulukda veya Türkiye'de serbest dolaşımda olmayan üçüncü ülke kaynaklı ürünler kullanılarak Toplulukda veya Türkiye'de elde edilen veya üretilen mallara da uygulanacaktır.
Bununla beraber, bu hükümler, sözkonusu üçüncü ülke ürünleri için gerekli ithal işlemleri tamamlanmış ve tahakkuk eden gümrük vergisi veya eş etkili vergileri ihracatçı ülkede tahsil edilmiş olan mallar için geçerli olacaktır.
BÖLÜM I
Gümrük vergileri ve eş etkili vergilerin kaldırılması
 Madde 4
Topluluk ile Türkiye arasında ithalat veya ihracattan alınan gümrük vergileri ile eş etkili vergiler, bu Kararın yürürlüğe giriş tarihinde tamamen uygulamadan kaldırılacaktır. Topluluk ve Türkiye, o tarihten itibaren yeni ithalat ve ihracat vergileri ile eş etkili vergileri uygulamaya koymaktan kaçınacaklardır. Bu hükümler, mali nitelikli gümrük vergileri için de geçerli olacaktır.

Hükümlerinde de görüleceği üzere Toplulukta Serbest Dolaşımda bulunan eşyalarla ilgili Gümrük Vergileri ve eş etkili vergilerin kaldırılacağı hükmedilmiştir.
ATR dolaşım belgesi eşliğinde gelmiş olması Serbest Dolaşımda olduğunu ispat eden bir belge olduğu için Gümrük Vergisi statüsüne konulan İlave gümrük vergisinin istenmesi Uluslararası anlaşmaya aykırıdır.
Bununla beraber Gümrük Yönetmeliği 205/4 ç maddesi gereği ATR ile Gümrük Birliği’nden gelen eşyalar için Menşe Şahadetnamesi aranmaz.

4- Menşe şahadetnamesi dışındaki diğer belgelerin kabulü.
15.03.2019 tarih 42633713 sayılı Sayın Mustafa Gümüş imzalı yazının son paragrafında;
“Bu çerçevede, 2018/11799 sayılı Karar kapsamında ek mali yükümlülüğe veya muhtelif Kararlar kapsamında ilave gümrük vergisine tabi eşyanın, aynı zamanda 2018/11973 sayılı Karar kapsamında ek mali yükümlülüğe tabi olması ve söz konusu eşyanın A.TR Dolaşım Belgesi eşliğinde serbest dolaşıma girişinde ek mali yükümlülük veya ilave gümrük vergisi uygulanmaması için gümrük beyannamesinin ekinde ihracatçı beyanı, tedarikçi beyanı, uzun dönem tedarikçi beyanı veya menşe şahadetnamesi ibraz edilmesi halinde, söz konusu eşyanın ABD menşeli olmadığını tevsik etmek üzere başkaca bir belge aranmaması gerekmektedir.”  Denilmektedir.
Yani bu bağlamda menşe tevsiki için gerekli evraklar tercihli menşe ya da tercihsiz menşe ile sınıflandırılmamış olup VEYA bağlacı ile her iki duruma konu evrakların tümünün kabul edileceği hüküm altına alınmıştır.

SONUÇ

Öncelikle burada paylaşılanların tamamen şahsi yorumlarım olduğunu ve kesinlikle bir yasal tavsiye niteliğinde olmadığını belirtmek isterim.

Yukarıda bahsedilen hususlar dikkate alındığında, mükellefler eşyalarının ABD menşeli olmadığını ispat etmek zorunda olmadığı ve kesinlikle de ABD menşeli olmayan ithal eşyaları ile ilgili olarak, gümrük idaresince ABD menşeli olduğu yönünde her hangi bir tespitte bulunmadan, varsayıma dayalı olarak ABD menşeli kabul edilerek ek tahakkuk ve ceza kararı düzenlenmesi Anayasal hak olan verginin yasallığı ilkesine aykırıdır.

Bununla beraber geçmişe yürümezlik ilkesi ve ilgili mevzuat; yeni bir mevzuat değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önceki vergiyi doğuran olaylar için hukuki sonuçlar doğurmasını yasaklar. Bu durum da ayrıca kesilen cezaların hukuka aykırılığının bir diğer dayanağıdır.

Son olarak 20 Ekim 2020 31280 sayılı resmi gazetede Gümrük Yönetmeliği Geçici 16. Madde’ye bir 6 aylık süre daha eklenmesi her ne kadar mükellef lehine de olsa yukarıda sayılan gerekçeler sonucunda bir yanlışı başka bir yanlış ile kapatmak olduğunu düşünmekteyim.

 

Uğuray Doğruer
Doğruer Grup Y.K üyesi